Prof. Dr. Dilek TANIŞLI Yazarın Tüm Yazıları
Neden beceri temelli bir program yapıldı?
“Dünya değişirken nasıl bir insan kaynağına ihtiyacımız var?” ve “Değişen dünya koşullarına uyum sağlamak için bireylerin sahip olması gereken nitelikler neler olmalıdır?”. Bu soruları eğitimci olarak kendimize sorduğumuzda, eminim bir çoğumuz çağımızın gerekleri diyerek başlarız ve eleştirel düşünen, problem çözen, bilgi teknolojilerini kullanan, araştıran-sorgulayan, işbirliği yapan gibi pek çok beceriyi sıralarız. Ancak bu soruların cevaplarını bilmek yeterli midir? Biz eğitimciler, bu niteliklere sahip bireylerin yetiştirilmesinin önemli ve gerekli olduğunu söyleyebiliriz. Ancak bu gerekliliği eyleme dökmek istediğimizde, ülke olarak gelenekselliğin ötesine geçemiyor ve hâlâ bildiğimizi okuyoruz. Kabul edelim ki artık bu geleneksellik hiçbir işe yaramıyor.
Matematiksel işlemleri öğretmek ve öğrettiğimizi ölçmek aslında çok kolay. Örneğin, öğrencilerimize birinci dereceden bir bilinmeyenli denklem verip bilinmeyeni bulmalarını isteyebiliriz. Ancak bu denklemi bir makinede çözebilir. O hâlde, amacımız öğrencilerimizi makinelerin başaramayacağı şekilde düşünen, hayal eden, yaratıcı ve işbirliği yapabilen çok yönlü bireyler olarak yetiştirmek olmalıdır. Aksi takdirde, yapay zekânın tartışıldığı günümüzden 20-30 yıl sonra, öğrencilerimiz yalnızca bilgiye dayalı görevleri yerine getiren bireyler olarak yetişebilir, bu durum ise pek çok açıdan büyük sorunlarla karşılaşmamıza yol açabilir.
Amacımız çok yönlü bireyler yetiştirmek ise, bu amaç bizi eğitimde nitelikli öğrenmeye ve beceri çeşitliliğine odaklanmaya yönlendirmektedir. Bu konuda, OECD tarafından yapılan bir analiz oldukça dikkat çekici ve düşündürücü bir bakış açısı ortaya koymaktadır. Analize göre, eğitimde beceri çeşitliliği ve nitelikli öğrenme süreçleri, sadece akademik başarıyı değil, aynı zamanda bireylerin günlük ve iş yaşamında başarılı olmasını ve toplumsal katkı sağlamasını da büyük ölçüde etkiliyor. Benzer şekilde, TÜSİAD da 21. yüzyıl becerilerine dikkat çekerek, bu becerilerin eğitim yoluyla nasıl kazandırılabileceği konusuna daha fazla önem verilmesi gerektiğini vurgularken, yayınladığı bir raporda, özellikle sosyal ve duygusal becerilerin iş gücü piyasasında aranan nitelikler olduğunu belirtmektedir.
21. yüzyıl becerileri olarak da ele alınan bu becerilerin öğretim programlarında da yer aldığını görüyoruz. Örneğin, 2005 yılında Türkiye’de öğretim programları güncellendiğinde, “eleştirel düşünme, yaratıcı düşünme, iletişim, araştırma-sorgulama, problem çözme, bilgi teknolojilerini kullanma, girişimcilik, Türkçeyi doğru, güzel ve etkili kullanma” becerilerine ve alana özgü becerilere yer verilirken, 2018 yılında yeniden güncellenen öğretim programlarında ise “ana dilde iletişim, yabancı dillerde iletişim, matematiksel yetkinlikler ve bilim/teknolojide temel yetkinlikler, dijital yetkinlik, öğrenmeyi öğrenme, sosyal ve vatandaşlıkla ilgili yetkinlikler, inisiyatif alma ve girişimcilik, kültürel farkındalık ve ifade” gibi yetkinlik ve beceriler ile alana özgü becerilere yer verildiği görülmektedir. Ancak öğretim programlarında bu kadar çok beceriye yer verilse de ne yazık ki öğrencilerimizde bu becerilerin bir yansımasını gözlemleyemiyoruz. Bu durumun pek çok nedeni olsa da öne çıkan nedenlerden biri, öğretim programlarının kazanımlarında bu becerilere örtük olarak yer verilmesi ve becerilerin nasıl hayata geçirileceğine dair yeterli ipuçlarının olmamasıdır. Peki ne yapılabilir ya da nasıl yapılabilir? Bu soruların cevabına ulaşmak için, 2024 yılında tüm düzeylerde geliştirilen öğretim programlarını işaret edebiliriz.
2024 Matematik dersi öğretim programları yeni bir yaklaşımla geliştirildi ve "beceri temelli bir program yapısı" oluşturuldu. Bu yaklaşımda, öğrencilerin edinmesi beklenen öğrenme çıktıları, matematiksel bilgi, alana özgü beceriler ya da kavramsal becerilerle birleştirildi. Temel, bütünleşik ve üst düzey düşünme becerilerinden oluşan Kavramsal beceriler ya da Alan becerileri, Sosyal-duygusal öğrenme becerileri ve Okuryazarlık becerileri ile desteklenerek, öğrenme yaşantıları ile güçlü şekilde ilişkilendirildi. Böylece tüm beceriler öğretim programlarında daha görünür ve işlevsel hale getirildi. Aynı zamanda öğrencilerin edindikleri becerileri sergilemelerinde belirleyici role sahip olan “eğilimler" de öğrenme-öğretme sürecinde ele alındı.
Tüm öğretim programlarında olduğu gibi, matematik dersi öğretim programlarında da yer alan bu becerilerin, toplumun da beklentisi olan 21. yüzyıl becerilerini içerdiği söylenebilir. “Öğrencilerde beceri gelişimini nasıl sağlayabiliriz?” sorusunun cevabını bulabileceğiniz matematik dersi öğretim programları, siz öğretmenlerimize kılavuzluk edecektir. O hâlde silkelenip geleneksellikten kurtulalım ve kendi evlatlarımızın da değişim ve gelişim çarkının içinde yer alacağını dikkate alarak elimizden gelen tüm gayreti gösterelim.
Tartışma
1. Beceri temelli matematik dersi öğretim programları ile öğrenme nasıl gerçekleşir?
Beceri temelli programlarla öğrenme, öğrencilerin kavramsal ve işlemsel bilgilerini gerçek yaşam bağlamlarında, günlük hayatlarında ya da farklı platformlarda uygulamalarını sağlayan, öğrencilere çoklu öğrenme fırsatı sunan, kavramsal öğrenmeyi tamamlayan bir öğrenme olarak ifade edilebilir. Beceri temelli programlarla öğrenme sürecinde matematiksel kavramlar ve işlemler alan ya da kavramsal becerilerin süreç bileşenleri ile ilişkili olarak ele alınır. Bu süreçte öğretmenin rehberliğinde öğrencilerin eylemleri ön plandadır. Öğrenciler matematiksel bilgilerini etkin bir biçimde kullanacakları etkinliklere katılmalıdır. Bu etkinlikler öğrencilerin matematiksel bilgilerini farklı biçimlerde yapılandırmalarını destekleyen, değişim, teknoloji ve pek çok yenilik ile uyumlu okuryazarlık becerilerini içermelidir. Ayrıca bu etkinlikler öğrencilerin hem kendi öğrenmelerini keşfetmelerini, kendi ve akranlarını değerlendirmelerini sağlayan, sosyal ve duygusal etkileşimlerin öğrenme sürecindeki önemini fark edecekleri beceriler ve eğilimler ile etkileşimli olarak hazırlanmalıdır. Bunların örnekleri siz öğretmenlerimiz için 2024 matematik dersi öğretim programlarında ilgili temalar altında ele alınan öğrenme-öğretme yaşantılarında sunulmuştur.
2. Beceri temelli bir program çerçevesinde öğrencilerde beceri gelişimi nasıl gözlenebilir?
Temel beceriler dışında kalan diğer becerilerin öğrenciler için zihinsel bir alışkanlık haline geldiğinde gözlenebilir. Diğer bir deyişle, beceriler öğrencilerin farklı bir matematiksel durumla yüzleştiklerinde dikkatli ve ustaca uygulayabilecekleri eylemlerdir. Örneğin aynı matematiksel bir kavramın tablo, grafik, cebirsel gibi birden fazla biçimde gösterildiğini, bu temsillerin kavramın farklı yönlerini ifade ettiğini ve kendi öğrenmelerini kolaylaştırdığını fark eden öğrenci süreçte matematiksel düşüncelerini iletirken kendiliğinden çoklu temsilleri kullanabilir ve yorumlayabilir hale gelebilir. Benzer şekilde öğrenciler arkadaşlarının düşüncelerini ve duygularını göz ardı etmeyip, saygılı bir şekilde dinlediğinde akranlarından da öğrenebileceğini fark edip, bu davranışlarını alışkanlık haline getirdiğinde sosyal-duygusal becerilerin geliştiği gözlenebilir.
3. Öğrencilerin bireysel farklılıklarını dikkate alan bir beceri temelli öğretim yaklaşımı nasıl gerçekleştirilebilir?
4. Beceri temelli sorular olarak da ifade edilen yeni nesil sorular sizce beceri temelli bir program çerçevesinde öğrenmeyi ölçebilir mi?
